Osmanlı’nın Çılgın Savaşçıları

Osmanlı’nın Çılgın Savaşçıları

Osmanlı fetihlerinin sürdüğü ve toprakların genişlemeye devam ettiği dönemde, Rumeli sınır boylarında düşmana korku salan yeni bir askeri sınıf ortaya çıktı. Vahşi hayvanların derisinden yapılmış başlık ve elbiseler giyen, vahşi görünüşleri ile düşman askerlerinin içindeki en ilkel korkuyu açığa çıkaran bu yeni süvari sınıfının adı: Deliler.

Nerden Çıktı Bu Deliler

Tarihi belgelerde; ordu içinde bulunan Deliler birliği ilk olarak 15. yüzyılın ortalarında görünmeye başlar ve 16. yüzyılda tam bir düzene erişir. Tarihçi Neşri’nin aktardığı bilgilere göre 1444’deki Varna Savaşı, 1448’deki Kosova Muharebeleri’nde Deliler, Osmanlı ordusunun bir parçası olarak savaşırlar. Ayrıca Vikipedi‘deki bilgilere göre Osmanlı-İran savaşlarında ve İstanbulun Fethi‘nde de savaşmışlardır.

 

Neden Deli ?

Birliğin adının Deliler olmasının sebebi akıl sağlıklarının yerinde olmaması değil, tam anlamıyla gözükara olmaları ve ölümden korkmamalarından kaynaklanmaktadır. Birliğin adının neden Deliler olduğu, Fransız mühendis ve asker Alain Manesson Mallet’ın 1684’de yayınladığı “Les Travaux de Mars ou l’Art de la Guerre” adlı eserinde şu şekilde bahsetmiştir; “Bunlar öylesine cesurdurlar ki bir kralın hizmetine girdikten sonra, onları vazgeçirebilecek hiçbir ceza korkusu yoktur. Bu nedenlerden dolayı Türkler onlara deli adını vermişlerdir ve bu ad, dillerinde “gözü pek” anlamına gelir.

Yine bir başka Fransızca kaynakta, 1672 yılında Fransız elçisi olarak İstanbul’a gelen Antoine Galland’ın yayınlanan günlüklerinde Delilerden şöyle söz edilir: “Deli sözü Türkçede mecnun anlamına gelir, ama bundan bu adamların mecnun ya da akıllarını yitirdikleri anlamı çıkarılmamalıdır. Bu, kendilerini tehlikeye atmak konusunda gösterdikleri azim ve inattan, nefislerini gerçekten deliymişçesine bir pervasızlıkla tehlikeye atışlarından dolayıdır.”

 

Gözü Kara Fedailer

Sefer sırasında ordunun en ön safında giden Deliler korku bilmeksizin düşmanın içine dalar, onların hatlarını yarmaya çalışır ve canlı esir ele geçirerek düşman hakkında bilgi edinmeye çalışırdı. Venedikli Vecellio: “Öylesine cesur hareket ederlerdi ki, insanları gölgelerinin bile öldürücü olduğuna inandırmışlardı” demiştir. Sultan III. Murad‘ın oğullarının sünnet şenliğinde Deliler, sultanın önünde hem binicilik yeteneklerini hem de daha sonra üst kısımları çıplak halde olan bedenlerine sapladıkları çeşitli kesici aletlerle dayanılmaz acılara dayanabildiklerini ve sultana olan ölümüne sadakatlerini göstermişlerdir.

Deli Ocağı’na katılmak için bazı şartları sağlamak gerekiyordu. Her isteyen Delilere katılamazdı. Deliler 20-25 yaşları arasında, gösterişli ve korkutucu bir fizik yapısına sahip, savaşmaktan, ölmekten korkmadığını ve cesaretini kanıtlayabilen Akıncılar arasından gönüllük esasıyla seçilmiştir.