Diriliş Neslinin Amentüsü

Diriliş Neslinin Amentüsü

“Kendimin bir diriliş eri olduğuma inanıyorum. Bir diriliş cephesi bulunduğuna ve kendiminde o cephede savaş adamı olduğuma, olmam gerektiğine inanıyorum.”
Kitabın ilk satırları olan bu paragrafı okuduğunuzda tam anlamıyla bir fikir kitabı okuduğunuza ikna oluyorsunuz. Düşünce kitabı adı altında yazılan ancak sadece kitap olarak kalan eserlerin yanında Karakoç’un Diriliş Amentüsü çok daha güçlü bir dil ve devamında birçok soruyu beraberinde getirecek ifadeleriyle tam anlamıyla göz doyuruyor.

Kitabın İsmi Kitabı Özetler Nitelikte

Amentü inançtır. Bir oluş , düşünce veya ideolojinin temelini oluşturan değer yargılarıdır. Diriliş ise Sezai Karakoç’un hayat felsefesidir. Diriliş Amentüsü en basit anlamıyla bir yaşam gayesidir İslam birliğine ve dirliğine sarsılmaz inanıştır. Kitapta da bunu çok net hissederiz. Kitabın özünde diriliş eri kimdir, nasıl olmalıdır, ideal toplum düzeni nasıldır, ideal devlet nasıl olur gibi soruların cevaplarını Karakoç üslubu ile öğreniyoruz.

Sezai Karakoç ve Diriliş

Göze çarpan hususlarda biri Diriliş felsefesine çokça yer verilmesş ve Diriliş‘in tek bir tanıma sığdırmamasıdır. Sezai Karakoç diriliş felsefesini bu kitapta öylesine yalın ve net bir şekilde önümüze seriyor. Kitabın ilk sayfalarında Diriliş’in yani ruhun açtığı savaşı sürdürme ve bu savaştan sürekli olarak başarılı çıktığından bahseder. Ayrıca Karakoç’a göre Diriliş bir diğer anlamıyla sanatın temel zemini metafizik yani islamdır. Ona göre işin içinde sanat ve metafizik olduğu zaman sanatçıda bu arayış içinde olmalıdır. Karakoç bu konuya kitabında şu şekilde değiniyor; “Estetik, ona ilişkin oldukça estetiktir. Şiir, ruh pencerelerini Allah’a açtıkça şiirdir. Yoksa balmumundan peteklerdir, bal değil.”

Karanlık Tarih ve Hakikat

Kitabın devamında inandığı islam ülküsünü öğreniyoruz. Ona göre islam ülküsü peygamberlerle değil, ilk insan ile başlar. Buna paralel olarak Karakoç insanları şu açıdan eleştirir. Ona göre insanlar bilinen tarihin perde arkasını görmezler ve karanlık tarihte hakikatin olmadığını düşünürler. Bu yönden yanlış içinde , hatta gülünç durumdadırlar. Devamında bu görüşünü mantığa uygun örnekler ile destekler Karakoç. Günümüz koşullarında bu durumu düşünecek olursak Sezai Karakoç‘un aslında çok ciddi bir yaraya parmak bastığını görüyoruz. Bu bağlamda kitap sadece fikir kitabı değil aynı zamanda bir cesaret örneği. Bu denli cesur olmasının sebebinin ise konuyla alakalı bilgi-birikimininin hat safhada oluşundan kaynaklandığına inanıyorum.

Sağcılar, Karşı Çıkanlar ve Solcular

Karakoç’u cesur olarak nitelendirebileceğimiz ifadelerinden biri de şudur; “İnsanları da şöyle bölümlüyorum: Sağcılar, karşı çıkanlar ve solcular.” Bu ifadeyle insanları sağcı ve solcu olarak ayırdığını görebiliyoruz. Kendisinide sağcı olarak tanımlayan Karakoç gerçek sağın Kuran’da tanımlandığı kanaatinde. Fikir beyan etmek gerekirse eleştiriye açık ve hatta eleştirilmesi gereken bir kelime olduğu kanaatindeyim. Ancak baştada bahsettiğimiz gibi bu bir fikir kitabı ve her kelime aslında göründüğünden çok daha derin manalar içerebilir.

Ütopyayı Tamamlayan Unsurlar

Bununla kalmayıp Karakoç, kapitalizm, realizm, materyalizm, komünizm ve ekonomi gibi konularla ilgili de görüşlerini belirtmiştir. Örnek verecek olursak ekonomiyi herkesin onayladığı ancak kimsenin hayatına entegre edemediği bir biçimde tanımlar. Ona göre ekonomi bir amaç değil araçtır.

Sorumluluk ve Sorumsuzluk

Kitabın dikkat çeken başka bir bölümünde ise oldukça başarılı bir tespitte bulunulmuştur. Karakoç’a göre müslümanlar ilkin islamın zaman ve tarih sorumluluğunu yitirdiler. Daha sonra topluma karşı sorumlulukları konusunda zayıfladılar. Günümüz müslüman toplulularını incelersek Karakoç’un yanılmadığını açık bir şekilde görebiliriz. Başka bir deyişle en büyük savaşımızı içimizde veriyor oluşumuzun farkına nispeten varabiliriz.

Muhtemel, Mükemmel, İslami

Genel olarak topayacak olursak şimdiye kadar bahsettiğimiz konuların yanı sıra kitabın köşe taşlarını oluşturan kadın tarifi, olması gereken toplum ahlakı ve sanat ve bilime verilen değer hepsi bir araya gelip muhtemel mükemmelliğe götüreceğinden bahseden bir islami ütopya kuruyor. Hedefte ise çağa uymak yerine çağı islamiyet inancına uydurmak var. Karakoç kitapta baştan sona bir devlet düzeni oluşturuyor ve kendini de bu devlette er yani işçi olarak görüyor. Tüm bunlar kitabı cazibeli kılıyor.
Sonuç olarak kitap okunmalı, üzerine bolca düşünülmeli ve değerlendirilmelidir.

İnceleyen : Merve AKMAN

Paylaş
Önceki İçerikUlaşımda Elon Musk Dönemi
Sonraki İçerikTürk Hava Yolları Rekor Kırdı
Mehmet Yalçınkaya
1997 yılında Mersin'de dünyaya gelen Mehmet YALÇINKAYA 4 çocuklu, aslen Mardin'li bir ailenin en büyük çocuğu. İlk, orta ve lise öğrenimini Mersin'de tamamlayan Yalçınkaya, şuan Karabük Üniversitesi Bİlgisayar Mühendisliği bölümünde eğitim alıyor.