Ana Sayfa Blog

Efsanevi Ebabil Kuşları

0
Efsanevi Ebabil Kuşları
Efsanevi Ebabil Kuşları

Efsanevi Ebabil Kuşları

Efsanevi Ebabil Kuşları

Uçarken uyumaları, ilginç kanat yapıları, kendilerine yakın türlerden direk ayrılar sesi ve Kuran-ı Kerim‘de adının geçmesiyle ünlenmiş Ebabil kuşu yaz aylarının gelmesi ile ülkenin 4 bir yanında görülmeye başladı. Durum böyleyken bu fenomen kuş hakkında bilgilenme isteği artıyor tabi. Ebabil kuşu nedir.

Baharın Habercisi Ebabil Kuşları

Baharın habercisi olan ebabiller, özellikle sesleri ile insanları büyüleyen canlı türlerinden birisidir. Diğer kuşlara göre ebabil kuşu özellikleri farklıdır ve haklarında çeşitli efsaneler vardır. Ebabil kuşlarını diğer kuş türlerinden ayıran en önemli özellikleri ömürlerinin %90’lık kısmını uçarak yani havada geçirmeleridir. Sadece yemek yemek ve üremek adına yere inen ebabil kuşları kuş bilimcilerinin en çok araştırdığı kuşlar arasında yer almaktadır.

Kabe’yi Koruyan Efsanevi Kuşlar

Ebabil kuşlarının çok sayıda türü vardır ve bu kuşun türlerinden 4 tanesi ülkemizde yaşamaktadır. Koyu kahverengi, boz, küçük ve ak karınlı ebabiller ülkemizde yaşam süren ebabil kuşu türleridir. Sağangiller familyasından olan bu kuşlar ömürlerinin büyük kısmını uçarak geçirdikleri için ilgi odağı haline gelse de Kabe’yi korumak için katıldıkları savaşlar nedeniyle de merak edilmektedirler. Ebabil kuşları göçmen kuşlardandır. Kış mevsiminde ülkemiz soğuk olduğu için Afrika kıtasında kış mevsimini geçirirler ve yaz mevsimi yaklaştığında ülkemize geri gelirler. Son bahar mevsiminde aynı şekilde Afrika kıtasına büyük bir göç hareketi başlatarak uçup giderler.

Yerdeyken Görmek Neredeyse İmkansız

Ebabil Kuşları kırlangıçlara benzeyen bir kuş türüdür. Bumerangı andıran yapısının olmasından dolayı zaman zaman kırlangıçlar ile karıştırılsalar da onları kırlangıçlardan ayıran en önemli özellikleri aha büyük olmalarıdır. Kahverenginde olan ebabil kuşları genelde aşırı yüksekten uçtuklarından dolayı pek görülmeyen kuş türlerinden birisidir. Sadece acıktıkları zaman yere indikleri bilinir. Eğer bir ebabil kuşunu yerde görecek olursanız kendinizi şanslı hissedebilirsiniz. Atalarımız ebabil kuşunu yerde gören kişilerin tüm seneleri güzel geçecek gibi söylemler de bulunmuşlardır. Bunun temel sebebi bu kuşların gözlemlenmesinin bir hayli zor olmasıdır.

Gökyüzünde Süzülürken Uyurlar

Ortalama ömürleri 27 yıl olan ebabil kuşları genelde yuvalarını insanlardan uzak yerlere yaparlar. Şehir içlerini yaşama alanı olarak seçen Ebabil kuşlarının ise yuvalarını çatı köşelerine yatıkları bilinmektedir. Korkak olmalarından dolayı genellikle yere geceleyin inerler. Gece geç vakitlerde etrafta kimsenin olmaması bunun temel gerekçesidir. Ebabil kuşları o kadar korkaktır ki uyumak için dahi yere inmezler. Bu kuşların gökyüzünde süzülerek uydukları yapılan araştırmalar sonucunda keşfedilmiştir.
Ebabil kuşları ömürlerinin büyük bölümünü uçarak geçirdiklerinden yavruları ile uzun süre ilgilenmezler. Yavru kuşlar uçacak boyuta geldiklerinde anaç kuşlar yuvayı terk eder ve yavru kuşları kaderleriyle yüzleşmeleri adına tek başına bırakırlar. Çok sabırsız olduklarından yavruların büyümesini dahi beklemeden yuvayı terk eden ebabil kuşlarına rastlanmaktadır.

Ebabil Kuşları Nerede Yaşarlar

Aşırı derecede hızlı hareket etme özellikleriyle tanınan ebabil kuşları, sıcak iklim tiplerini seven kuş türlerdir. Mevsimsel şartlara göre göç eden bu kuşlar yaz mevsiminin hüküm sürdüğü coğrafyalarda yaşamaktadır. Ürkek olan bu kuşlar yuvalarını şehir içlerinde yüksek olan yerlere yapmaktadır. İnsan elinin değmediği kısımları seven ebabil kuşları, yüksek binaların en uç noktalarına yuvalanırlar. Yumurtlama döneminde bu yuvalarda yer alan ebabil kuşları yavru bakımı konusunda diğer kuşlara göre duyarsızdır çünkü yavrulara çok az destek verirler.

Kuran-ı Kerim’de Adı Geçen Nadir Türlerden Biri

Ebabil kuşları aynı zamanda Kuran’da adı geçen nadir hayvan türlerinden biridir. Mukaddes kitap Kuran-ı Kerim’de yazılanlara göre Kabe’yi yıkmak için yola çıkan Ebrehe ve güçlü ordusuna karşı Allah (c.c) müslümanlara yardım etmesi için ebabil kuşlarını gönderdi. Ebabil kuşları ayakları ve ağızları ile taşıdıkları taşları Ebrehe ve ordusunun üstüne yağdırmış ve bozguna uğramalarına sebep olmuştur.

Bankamatikler Nasıl Çalışır

0
Bankamatikler Nasıl Çalışır
Bankamatikler Nasıl Çalışır

Bankamatikler Nasıl Çalışır

Bankamatikler Nasıl Çalışır

Bankamatikler veya diğer bilinen adıyla ATM’ler günümüzde hayatımızın bir parçası haline geldi ve neredeyse her gün kullanıyoruz. Peki ama nasıl oluyor da istenilen bütün işlemleri, paranın ve hesabınızın güvenliğini sağlayarak hızlı bir şekilde gerçekleştirebiliyorlar ?

400 Parçalık Tasarım Harikası

Normal bir ATM’nin yaklaşık 400 parçası bulunur. Hesabınızı kontrol eden akıllı kart okuyucusu, içerisinde binlerce banknot bulunduran kasalar, milisaniyeler içerisinde banknot iletimini sağlayan yüksek sürtünmeli silindirler, algılayıcılar, 250 kiloluk çelik kasayı birleştiren süper güçlü kaynak noktaları vs.

Kasaya Erişme Süreci

Kart şifreniz ile hesabınızı eşleştiren kontrol paneline ATM’nin kalbi demek mümkün. ATM’nin kart okuyucusu ve anakartı müşteriler ile hesapları arasında bir bekçi rolü üstlenir.
Banka veya kredi kartınızın arkasında bulunan siyah bant tek bir parça gibi gözükür ama ATM’nin kontrol panelindeki iki ana okuyucu bizim göremediklerimizi görüyor. Artı veya eksi yüklenmiş milyonlarca küçük mıknatıs içeren bant panele girdiği zaman, ilk okuyucu kartın gerçek olup olmadığını gösteren iki rakamlı bir kodu kontrol eder. İkinci okuyucu ise hesap numaranızı ve şifrenizi alarak karşılaştırma yapar. Şifreniz onaylandığında ATM bankanızın iletişim ağına uydu üzerinden bağlanarak gerekli talimatları alır ve ATM içerindeki kasaya erişim sağlar.

Para Tanıma ve Seçme İşlemi

Kasaların her birinde 1000 adet banknot bulunur ve her kasadaki banknot diğerlerinden farklıdır. Kasalardan birisi para yatırılması için boş bırakılır. Dişli plastik bir silindir kasadaki destelerden bir banknot alır ve yumuşak bir yapıya sahip olan silindir çiftine gönderir. Silindir çifti banknotu taşıma bandına iletir. Taşıma bandının üzerindeki sensörler paranın kalınlık, incelik, mürekkep doygunluğu ve boyutları gibi özelliklerini hesap eder. Bu sayede taşıma bandında sadece tek banknot olduğundan emin oluyor ve aynı zamanda sahte veya yıpranmış paraları ayırt edip iade kutusuna gönderebiliyor. Ortalama özelliklere sahip bir ATM hızlı ve güvenli olarak saniyede yaklaşık 5 banknot iletimi gerçekleştirir.

Kasa Güvenliği

ATM’nin içerindeki paraların bulunduğu kasa yaklaşık 250 kilogram ağırlığındadır ve 4 santim kalınlığındaki saf çelikten yapılmış duvarlara sahiptir. Kasanın kapağı bütün kenarı boyunca uzanan yine saf çelikten yapılma kalın bir sürgü ile korunur. Üzerinde küçük bir klavye bulunduran kasa ancak doğru şifre girilerek açılabilir.
Kasa 22 tonluk dış kuvvete dayanabilir. Herhangi bir hasar aldığında veya izinsiz olarak makineye girilmeye çalışıldığında, algılayıcılar ve sensörler yardımıyla bunu anlayarak polise haber verir. Polis gelene kadar makineye girmeyi ve kasaya ulaşmayı başarsalar bile içerideki ana kasanın elektronik mühürleri zarar gördüğü anda kasanın içerisindeki boya kutuları patlar ve paralar kullanılamaz hale gelir. Aynı zamanda ATM’lerde GPS vardır yani kaldırıp götürülse bile hırsızların izini sürecektir.

 

Hayata Bakışınızı Değiştirecek 10 Fotoğraf

0
Hayatınıza Bakışınızı Değiştirecek 10 Fotoğraf
Hayatınıza Bakışınızı Değiştirecek 10 Fotoğraf

Hayata Bakışınızı Değiştirecek 10 Fotoğraf

Hayata Bakışınızı Değiştirecek 10 Fotoğraf

Duyguları Aktarmak

İnsanlar tarih boyunca duygularını kendisinden başkasına aktarabilmenin yollarını aradılar. Şüphesiz bu yol uğrunda kullanılan ilk araç dildi. Dil aracılığı ile duygular, düşünceler aktarılabiliyordu aktarılmasına ama insanlar bir adım daha ötesini istediler. Duygularım kaybolup gitmesin, kalıcı olsun. Sadece yaşadığım dönem ve çevremdeki insanlar değil bütün tarih sesimi duyabilsin. Bu yüzdendir ki tarih Sümerler’le başlar. Yazı icat olunmuştur ve insanlar belkide farkında olmadan binlerce yıl ötesine ulaşabilme imkanı bulmuştur.

Yazı dış dünya ile iletişimde çok büyük bir öncü oldu. Doğumunun ilk zamanlarında belki sadece önemli devlet işleri için kullanıldı ama bir grup ince ruhlu insan yazının icadıyla ortaya çıkan başka bir gereksinimin, ortak duygulara hitap etme gereksiniminin farkına vardılar. Ve yazıyı bu yönde kullanmaya başladılar.

Duyguları Harekete Geçirmek

İnsanların ortak sevinçlerine, üzüntülerine, isteklerine parmak basarak, alıcı kitlenin kalbinde ve beyninde bir şeyleri harekete geçirme çabası yazının icadından sonrada azalmadı. Hep daha fazlasını isteyen insan, yazıların içine seslerini de ekleyerek şarkılar yapmaya başladılar. Teknolojinin ilerlemesiyle beraber işin içine birde görüntülerini ekleyerek filmler yaptılar.

Atılan her yeni adımda daha fazla duyguyu harekete geçirebilmek için inanılmaz hikayeler uydurdular, heyecan verici müzikler kullandılar. Oyuncular işlerini öyle iyi yapmaya başladı ki kötü karakteri canlandıran oyuncular sokaklarda yuhalanmaya başladılar. Aynı şekilde bazı karakterler süper kahraman olup hayatımızın vazgeçilmez parçaları oldular. Tüm bunlar olup biterken işin perde arkasında çok yoğun çalışmalar dönüyor, kastlara, ajanslara milyonlar dökülerek sadece insanların daha yoğun hissetmelerini sağlamak için her yol deneniyor.

Gerçekliğin Değeri

Tüm bu çalışmaların yanında bir fotoğraf karesinin değeri ne olabilir ? Bir yanda yazının icadından, belkide çok daha eskilerden bu yana insanların duygularını harekete geçirmek için çalışmalar yapan ve yapmaya devam sanatın birçok dalı; diğer yanda saniyenin onda biri kadar bir süre içinde çekilmiş bir fotoğraf karesi. Aşağıdaki fotoğraf karelerine bakınca sizde anlayacaksınız ki bazı fotoğraf kareleri, bilmem kaç tane Oscar almış drama filmlerinden çok daha fazla duygulandıracak sizi.

Sanat, insanların duygularına dokunmaya çalışırken bütün dallarıyla hayatın gerçekliğine benzemeye çalışır, ancak bir kurgu olmaktan öteye geçemez. Az sonra bakacağınız 10 fotoğraf ise tamamen gerçek olan hayatın kendisi. İşte bu yüzden zamanında çekilmiş bir fotoğraf milyon dolarlık bir Picasso tablosundan, yeni doğmuş bir bebeğin sesi Mozart‘ın senfonilerinden , 1. sınıf bir ilkokul çocuğunun defterindeki yazılar dünyanın en iyi şiirlerinden daha etileyicidir.

II. Dünya Savaşı’ndan zarar gören çocukların psikolojik destek aldıkları Polonya’daki bir kurumda, tahtaya ev resmi çizmesî istenen küçük Tereska, 1948:

Hayata Bakışınızı Değiştirecek 10 Fotoğraf
Hayata Bakışınızı Değiştirecek 10 Fotoğraf

Anne karnında ameliyat edilmesi gereken 21 haftalık bebeğin, ameliyatı yöneten doktorun parmağına can hayliyle tutunduğu an:

Hayata Bakışınızı Değiştirecek 10 Fotoğraf
Hayata Bakışınızı Değiştirecek 10 Fotoğraf

Somali’deki bir anne, açlıktan ölen çocuğunun cesedini taşıyor, 1992:

Hayata Bakışınızı Değiştirecek 10 Fotoğraf
Hayata Bakışınızı Değiştirecek 10 Fotoğraf

Erzurum’da meydana gelen depremin ardından çocuklarının başında ağıt yakan bir anne, 1983:

Hayata Bakışınızı Değiştirecek 10 Fotoğraf
Hayata Bakışınızı Değiştirecek 10 Fotoğraf

3 Aralık 1984 yılında Hindistan’nın Bhopal kentinde bulunan ABD’li bir firmaya ait böcek ilacı fabrikası sızıntı yaptı. Aşağıdaki çocuk, yaşamını yitiren 18.000 insandan sadece birisi:

Hayata Bakışınızı Değiştirecek 10 Fotoğraf
Hayata Bakışınızı Değiştirecek 10 Fotoğraf

Hiroşima atom bombası saldırısının bir kurbanı, bombanın etkisiyle anında buhar olan insanın arkasında bir anlığına gölgesi kalmış, 1945:

Hayata Bakışınızı Değiştirecek 10 Fotoğraf
Hayata Bakışınızı Değiştirecek 10 Fotoğraf

İç karışıklığın özgürlükleri kısıtladığı Mısır’ın Kahire kentinde ibadet eden Müslümanları koruyan Hristiyanlar, 2011: 

Hayata Bakışınızı Değiştirecek 10 FotoğrafHayata Bakışınızı Değiştirecek 10 Fotoğraf

1980 yılında kıtlıktan kırılan Uganda’da çekilen bu fotoğraf dünyayı salladı. Söylenecek bir söz yok:

 

Hayata Bakışınızı Değiştirecek 10 Fotoğraf
Hayata Bakışınızı Değiştirecek 10 Fotoğraf

Vietnam’daki savaş sırasında atılan napalm bombasından korkan çocuklar. Çıplak olan 9 yaşındaki Thi Kim Phuc, kıyafetlerini yırttığı için hayatta kaldı, 1972:

Hayatınıza Bakışınızı Değiştirecek 10 Fotoğraf
Hayatınıza Bakışınızı Değiştirecek 10 Fotoğraf

Güney Vietnam’da yaşayan budist rahip Quich Duc, hükümetin papazlara karşı işkence politikasını protesto etmek için kendini yaktı. Ölene kadar hiç kıpırdamadı:

Hayatınıza Bakışınızı Değiştirecek 10 Fotoğraf
Hayatınıza Bakışınızı Değiştirecek 10 Fotoğraf

Osmanlı’nın Çılgın Savaşçıları

0
Osmanlı'nın Çılgın Savaşçıları 
Osmanlı'nın Çılgın Savaşçıları 

Osmanlı’nın Çılgın Savaşçıları

Osmanlı’nın Çılgın Savaşçıları

Osmanlı fetihlerinin sürdüğü ve toprakların genişlemeye devam ettiği dönemde, Rumeli sınır boylarında düşmana korku salan yeni bir askeri sınıf ortaya çıktı. Vahşi hayvanların derisinden yapılmış başlık ve elbiseler giyen, vahşi görünüşleri ile düşman askerlerinin içindeki en ilkel korkuyu açığa çıkaran bu yeni süvari sınıfının adı: Deliler.

Nerden Çıktı Bu Deliler

Tarihi belgelerde; ordu içinde bulunan Deliler birliği ilk olarak 15. yüzyılın ortalarında görünmeye başlar ve 16. yüzyılda tam bir düzene erişir. Tarihçi Neşri’nin aktardığı bilgilere göre 1444’deki Varna Savaşı, 1448’deki Kosova Muharebeleri’nde Deliler, Osmanlı ordusunun bir parçası olarak savaşırlar. Ayrıca Vikipedi‘deki bilgilere göre Osmanlı-İran savaşlarında ve İstanbulun Fethi‘nde de savaşmışlardır.

 

Neden Deli ?

Birliğin adının Deliler olmasının sebebi akıl sağlıklarının yerinde olmaması değil, tam anlamıyla gözükara olmaları ve ölümden korkmamalarından kaynaklanmaktadır. Birliğin adının neden Deliler olduğu, Fransız mühendis ve asker Alain Manesson Mallet’ın 1684’de yayınladığı “Les Travaux de Mars ou l’Art de la Guerre” adlı eserinde şu şekilde bahsetmiştir; “Bunlar öylesine cesurdurlar ki bir kralın hizmetine girdikten sonra, onları vazgeçirebilecek hiçbir ceza korkusu yoktur. Bu nedenlerden dolayı Türkler onlara deli adını vermişlerdir ve bu ad, dillerinde “gözü pek” anlamına gelir.

Yine bir başka Fransızca kaynakta, 1672 yılında Fransız elçisi olarak İstanbul’a gelen Antoine Galland’ın yayınlanan günlüklerinde Delilerden şöyle söz edilir: “Deli sözü Türkçede mecnun anlamına gelir, ama bundan bu adamların mecnun ya da akıllarını yitirdikleri anlamı çıkarılmamalıdır. Bu, kendilerini tehlikeye atmak konusunda gösterdikleri azim ve inattan, nefislerini gerçekten deliymişçesine bir pervasızlıkla tehlikeye atışlarından dolayıdır.”

 

Gözü Kara Fedailer

Sefer sırasında ordunun en ön safında giden Deliler korku bilmeksizin düşmanın içine dalar, onların hatlarını yarmaya çalışır ve canlı esir ele geçirerek düşman hakkında bilgi edinmeye çalışırdı. Venedikli Vecellio: “Öylesine cesur hareket ederlerdi ki, insanları gölgelerinin bile öldürücü olduğuna inandırmışlardı” demiştir. Sultan III. Murad‘ın oğullarının sünnet şenliğinde Deliler, sultanın önünde hem binicilik yeteneklerini hem de daha sonra üst kısımları çıplak halde olan bedenlerine sapladıkları çeşitli kesici aletlerle dayanılmaz acılara dayanabildiklerini ve sultana olan ölümüne sadakatlerini göstermişlerdir.

Deli Ocağı’na katılmak için bazı şartları sağlamak gerekiyordu. Her isteyen Delilere katılamazdı. Deliler 20-25 yaşları arasında, gösterişli ve korkutucu bir fizik yapısına sahip, savaşmaktan, ölmekten korkmadığını ve cesaretini kanıtlayabilen Akıncılar arasından gönüllük esasıyla seçilmiştir.

Renklerin Anlamları ve Psikolojik Etkileri

0
Renklerin Anlamları ve Psikolojik Etkileri
Renklerin Anlamları ve Psikolojik Etkileri

Renklerin Anlamları ve Psikolojik Etkileri

Renklerin Anlamları ve Psikolojik Etkileri

Renk deyip geçmemek gerekiyor. Biz pek farkında olmasak da renklerin üstümüzde büyük etkileri var. Kültürden kültüre değişmekle birlikte antik çağlardan beri birçok renge değişik anlamlar verilmiştir. Renklerin bir kısmı diğerlerine göre daha kolay fark edilir, bazıları fizyoloji ve psikolojimizi olumlu veya olumsuz yönde daha çok etkiler. Çalışma ortamında renklerin doğru kullanımı, üretkenliği artırabilir; yaşanılan iç, dış mekanların daha ergonomik ve sevimli olmasını sağlayabilir.

1. Kırmızı

Sıcak, ateş, kan, şehvet, aşk, samimiyet, güç, heyecan ve agresiflik gibi kavramları simgeler. Kan basıncını ve solunumu hızlandırabilir. İnsanları çabuk karar almaya ve beklentileri arttırmaya teşvik edici bir etkisi vardır. Kırmızı, dikkat çekici bir renktir. Kırmızı renkteki kelimeler ve objeler insanların dikkatini hemen çeker. Dekorasyon ve dizayn yaparken kırmızıyı tercih edersek bu objeler hemen farkedilecektir. Kırmızı, duygusal yoğunluğu arttıran ve çoşturan bir renktir. Kırmızı kıyafetler insana özgür enerjik bir moda sokabilir. Kendini kontrol etmekte zorluk çekenlerin kırmızı renkten uzak durmalarını tavsiye ederiz.
Kırmızı, hakimiyet kuran bir renktir. Kırmızı renk insanların zamanı unutmasına yol açar. İşte bu yüzden barlarda ve gece klüplerinde kırmızı renge ağırlık verilir. Kırmızı renk kan rengidir, asırlar boyu tehlikenin ve tahribatın simgesi olmuştur. Trafik ışıklarında ‘dur’ sinyali olarak kullanılmasının nedeni de budur.
Kırmızı rengi tercih edenlerin kişilik analizlerinde, bu kişilerin güç ve iktidara düşkün oldukları görülür. Bu kişiler aktif, atılgan, girişken olup kazanmayı ve elde etmeyi sever. Belirleyici ve yönlendiricidir. Arzuludur, iştahlıdır, hırslıdır. Duygularını anlatırken tepkiseldir. Liderlik ve önderlik özellikleri toplumca hemen fark edilir.

2. Mavi

Yalnızlığı, üzüntüyü, depresyonu, bilgeliği, güveni ve sadakati simgeler. Psikologların hasta görüşmelerinde mavi renkli giysiler asla giymemelidirler. İş görüşmelerine mavi giyerek gitmek kararlılığı ve bağlılığı ifade eder. İş görüşmelerine giden kişilerin kostümlerinde mavi rengi tercih etmeleri işe kabul edilmelerini sağlayabilir. Dolayısıyla mavi en popüler renklerden biri olmasına rağmen yiyeceklerle ilgili konularda mavi kullanıldığında dikkatli olmak gerekir. Çünkü mavi doğal bir iştah kapatıcıdır ve bazı durumlarda itici etki yaratabildiğinden kilo almak isteyenlerin mavi renkten uzak durmaları gerekir.
Kilo problemi olanların evlerini maviye boyamaları, onların diyetine yardımcı olabilir. Bu nedenle kilo problemi olanların, özellikle yemek odalarını ve mutfaklarını mavi renge boyatmaları gerekmektedir. Aynı şekilde müşterilerinin daha fazla yemek yemesini arzu eden restorant işletmecileri ise mavi renkten kaçınmaları gerekir.

3. Sarı

Parlak limon sarısı gözü en çok yoran renktir. Aynı zamanda sarı renk metabolizmayı hızlandırır. Odanızı parlak sarıya boyarsanız bebeklerin ağlamasına ve erişkinlerin sinirlenmelerine yol açarsınız. Ayrıca sarı sayfalı not defteri ve bilgisayar ekranında sarı renkli arka fon pek iyi bir fikir degildir. Beyninizi ve gözlerinizi yorar.
Sarı, az miktarlarda kullanıldığında parlaklık ve sıcaklık hissi verir. Tıpkı güneşli bir gün gibi davet edicidir. Sarı, güneş ışığı gibidir, kendinizi iyi hissetmek için orada olmasını istersiniz ama gözünüzün içine girmesini istemezsiniz. Soluk sarı söz konusu olduğunda, çürümeyi, hastalığı, kıskançlığı ve hilekarlığı simgeler. Dolayısıyla sarı söz konusu olduğunda seçilen tonlar oldukça önemlidir.
Sarı rengi tercih edenlerin kişilik analizinde, bu kişilerin özgür ve bağımsız olmayı sevdikleri ortaya çıkmıştır. Değişkenlikten hoşlanırlar. Çapkın ve şıpsevdi bir yapı gösterebilirler. Günübirlik, dolu dolu yaşamaya bayılırlar. Çevrelerine enerji saçarlar. Yaşamlarında bir terslikle karşılaştıklarında hemen yeni bir ritme girerler. Bu kişilerin ikna kabiliyetleri üst düzeydedir. Entellektüel olma, yöneticilik, hırs ve iddia onun temel öğeleridir.

4. Yeşil

Yeşil, pek çok kavramla ilişkili olarak karşımıza çıkar, bunların içinde en güçlüsü ve evrensel olanı doğadır. Buna bağlı olarak ayrıca yaşamı, gençliği, yenilenmeyi, ümitleri ve dinçliği simgeler. Bazı kültürlerde orta yaşlardaki gelinler, doğurganlığı simgelemesi icin yeşil giyer. Yeşil, gözler için en rahat renktir ve görme gücünü arttırır. Sakinleştiricidir ve sinir sistemi üzerinde doğal bir etki yapar. Yeşil aynı zamanda hastanelerde de tercih bir renktir. Çünkü hastaların rahatlamasını sağlar.
Yeşil, aynı zamanda Amerikan kültüründe parayı simgeler.
Yeşil rengi tercih edenlerin kişilik analizinde, bu kişilerin kendilerine değer verme duygularının çok fazla olduğu görülür. Doğru bildiğinde ısrarcıdırlar. Fikrinden ödün vermez. Kovalayıcı ve takipçidir. Otoritesi ve inandırıcılığı ile çevresindekileri etkilemeyi başarır. Bazen abartıya kaçarak küstah bir kişilik sergileyebilirler.

5. Siyah

Tartışmalı bir renktir. Bir taraftan karanlık güçler, suç ve kötülük ile düşünülürken, diğer taraftan sadakat, sebat, dayanıklılık, ihtiyat, bilgelik ve güvenilirlik ile ilişkilendirilir. Bir tarafta yönetim ve güç anlamına gelirken diğer taraftan acı, keder ve yas anlamına gelir. Siyah, pek çok insan için kıyafet rengidir. Bazıları siyahı güçlü ve ciddi görünmek için kullanır. Bazıları ise daha zayıf gösterdiği için tercih eder.

6. Beyaz

Saflığı, temizliği ve masumiyeti simgeler. Pek çok kültürde gelinler beyaz giyer. Ayrıca temizliği simgeler. Bu yüzden doktorlar, hemşireler ve laboratuvar teknisyenleri steril görünmek icin beyaz giyerler. Beyaz, ışığı yansıtır ve ortamı serin tutar. Dolayısıyla yaz ayının kıyafet rengidir. Genel olarak serin ve canlandıran bir his verir.

7. Mor

Asaletin rengidir. Lüks hayat, zenginlik ve zarafeti simgeler. Aynı zamanda romantizmin, duygusallığın ve tutkunun rengidir. Bazı insanlar mor rengi, gösterişli havasından dolayı dekorasyonda kullanmayı sever. Bazıları ise suni bir renk olarak algılar.
Morun açık tonları olan lavanta, leylak gibi renkler ilham verici etkileri için çalışma odalarında tercih edilebilir. Beyinsel faaliyetleri ve sanatsal düşünceyi arttıran mor, özellikle sanatçıların çalışma ortamları için uygun olabilir.

8. Kahverengi

Toprağın ve ahşabın rengidir. Sağlam ve güvenilir bir his verir. Kahverengi doğal, rahat ve açık bir atmosfer yaratmayı sağlar. Durağanlık, güçlülük, olgunluk ve güvenilirlik mesajları iletir.

 

Hasan Sabbah ve Haşhaşiler

0
Hasan Sabbah ve Haşhaşiler
Hasan Sabbah ve Haşhaşiler

Hasan Sabbah ve Haşhaşiler

Hasan Sabbah ve Haşhaşiler

1090’lı yıllara kadar savaşlar meydanlar da yapılıyor, ölenler ise sıradan askerler oluyordu. Fakat bu yıllarda kıvrak zekaya sahip bir adam bir şey keşfetti. On binlerce kişilik orduyu savaş alanında yok etmek yerinde, bu ordunun başındakini sarayında yok etmeyi. O günden beri vezirler hatta sultanlar bile kendilerini güvende hissetmiyordu. Düşmanlarının uykularını kaçıran bu suikastçıların başında ise tek bir adam vardı: Hasan Sabbah.

Hasan Sabbah’ın İsmaili’lik İle Tanışması

Hasan Sabbah yaklaşık 1050’li yıllarda 12 imam şiiliğinin kalesi olan kum kentinde dünyaya gelmiştir. Çocukluğundan itibaren okumaya, araştırmaya ve yazmaya çok meraklıydı. Kendi deyimiyle; “çocukluk günlerimden beri öğrenmenin her türlüsüne yönelik içimde bir aşk uyanmıştı” diyordu. Etrafındakilere büyüdüğünde, büyük bir din alimi olmak istediğini söylüyordu. Öğrenimine devam ederken 17 yaşında Emire Zarrab adında bir İsmaili ile karşılaşmış ve kendisinden çok etkilenmiştir. Yine kendi sözleriyle Hasan Sabbah o anları şöyle açıklıyordu: “Aramızdaki tartışmalar sonucu, inandığım her şeyi çürüttü ve yok etti. Düşündümde gerçek iman muhakkak bu olmalı”. Hasan Sabbah bu şekilde İsmaililik ile tanıştı ve bu harekete gönül verdi.

Alamut’un Efendisi

Çocukluğunda, Ömer Hayyam ve Nizamı Mülk ile sınıf arkadaşı olduğu iddia edilse de, aralarında bulunan 30 yıl gibi bir yaş farkından dolayı bu iddia gerçeği yansıtmamaktadır. Hasan Sabbah, İsmaililik için İsfahan, Azerbaycan, Silvan, Mezopotamya, Suriye, Filistin, Mısır gibi yerlerde seyahat etti. En sonunda İran bölgesine yerleşti ve 9 yılını burada geçirdi. Burada kaldığı süre boyunca kendi düşüncelerini bölge halkına aktararak kendisine bir kitle oluşturdu. Müritleriyle kendisine sığınacakları gözden uzak bir yer arayan Hasan Sabbah, Alamut Kalesi‘ni gözüne kestirdi. Bu kale çok eskiden yaşamış bir kral tarafından yaptırılmıştı. Efsanelere göre, kral kartalını salmış ve kartal bu kayalıklara konmuştur. Kralın emriyle kartalın konduğu sarp kayalıklara Alamut Kalesi inşa edilmiştir. Bu nedenle buraya “kartal yuvası”da denmekteydi.

2000 metre yükseklikteki sarp kayaların üzerine inşa edilmiş bu kale, çok geniş bir görüş açısına sahipti. Kaleye sadece çok dar ve tehlikeli patikalardan çıkılabiliyordu. Hasan Sabbah kaleye vardığında öncelikle müridlerinden bir kısmını içeri gönderdi. Böylece müridler bölgedeki halkı örgütleyerek kendi yanlarına çektiler. Bir süre sonra Alevi Mehdi adındaki kalenin hükümdarı, halkın baskısıyla kaleyi terketmek zorunda kalmıştır.

Haşhaşilerin Doğuşu

Hasan Sabbah 4 Eylül 1090 günü, Alamut Kalesi’ne girmiş ve Haşhaşi tarikatı resmen kurulmuştur. Bu tarihten itibaren, Büyük Selçuklu Devleti‘ne ve Abbasilere karşı mücadeleye başlamıştır. Bu bölgedeki gelişmelerden rahatsız olan Büyük Selçuklu İmparatorluğu Vezir Nizam-ı Mülk komutasındaki ordu ile Alamut Kalesi’ni 4 ay boyunca kuşatsa da ele geçiremedi. Bu 4 ayın ardından Hasan Sabbah bir suikastçisini göndererek, dönemin en iyi devlet adamlarından Nizam-ı Mülk’ü çadırında öldürmüştür. Ardından kuşatma kalkmış ve Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah’ın ölümünden sonra Selçuklu Devleti zayıflamıştır. Bu olayların ardından Selçuklu tahtına geçen Sultan Sencer, ilk iş olarak Hasan Sabbah’ın peşine kelle avcılarını takmıştır. Sultan ertesi sabah uyandığında taşa saplı bir hançer bulmuştur. Panikleyen ve ne olduğunu anlayamayan Sultan Sencer, olayı gizli tutmaya çalışsa da, olayın hemen ardından bir elçiyle gelen mesajda: “Ben istemez miydim ki o hançer sert taşa değilde, Sultan’ın yumuşacık göğüsüne saplansın.” yazmaktadır. Bu olaydan sonra Sultan Sencer, Hasan Sabbah ile uğraşmaktan vazgeçmiş ve kelle avcılarını geri çekmiştir.

O güne dek görülmemiş bir savaş stratejisi uygulayan Hasan Sabbah, Alamut Kalesi’ndeki suikatçilerin yetiştirmeye devam etti. Fedai olarak adlandırılan bu savaşçılara tarikat içinde esasiyun denilmekteydi. Günümüzdeki İngilizce “Assassin” kelimesinin çıkış noktası da budur. Pek çok farklı silahla, çok az insanın dayanabileceği zorlu eğitimlerden geçen suikastçılar, bu eğitimlerin ardından birer ölüm makinesine dönüşüyorlardı. En çok kullandıkları silah ise hançerleriydi ve yaygın bilinenin aksine silah olarak zehir kullanmazlardı.

Ölmek İçin Öldüren Suikastçi Ordusu

Bir suikastçı birini öldürmek için emir aldığında aslında kendi ölüm emri de verilmiş oluyordu. Çünkü inanışlarına ve eğitimlerine göre, suikastçı hedefini öldürdüğünde ölmesi gerekirdi. Bu onlar için dinsel bir ritüeldi. Ama asla kendi canlarını almazlardı. İntiharın İslam’a göre günah olacağını biliyorlardı. Bu yüzden bir göreve giderken ölüm korkusu olmadan zaten öleceğini bilerek gittiği için suikastçiyi durduracak hiçbir şey olmuyordu. Hedefini öldürdükten sonra kaçması gerekmediği için yıllarca aldığı eğitimde öğrendiği gibi kendiside ölerek amacına ulaşmış oluyordu.

Hasan Sabbah’ın Cennet Bahçesi

Hasan Sabbah’ın bu suikastçılara görevlerinden önce uyuşturucu maddeler koklatarak, süt, bal ve şarap akan nehirlerde güzel kızlarla birlikte cennet bahçelerinde dolaştırıldığı iddiası ise sağlam temellere oturmamaktadır. Bu iddiayı ortaya atan tek kişi ünlü seyyah Marco Polo’dur. Kitabında bu cennet bahçesini görmüş gibi detaylı tarif etmiş olsa da, Marco Polo, Alamut Kalesi Moğollar tarafından yıkıldıktan ancak 17 yıl sonra bu bölgeye gelebilmiştir. Yani kaleyi ve kalede yaşayan birini bizzat görmemiştir. Tahminlere göre Marco Polo’nun bu yazdıkları, Haçlı seferlerinden dönen şövalyelerden ya da İtalyan korsanlardan duyduğu efsanelerden ibarettir. Ayrıca Alman arkeologların geçtiğimiz yıllarda Alamut Kalesi’nde yaptıkları kazılarda, kalede bu amaçla kullanılacak herhangi bir cennet bahçesi tarzı bir bölüme rastlamadıklarını belirtmişlerdir.
O dönemde bölgede yaşan diğer tarihçilerin, Hasan Sabbah ve haşhaşilik hakkında yazdıkları kitaplarında da, bu tarz bir cennet bahçesi geçmemektedir.

Hasan Sabbah’ın Adaleti

Hasan Sabbah, Alamut Kalesi’ne girdiği andan itibaren 34 yıl boyunca ölene dek bir daha buradan çıkmadı. Yaşadığı sürece Alamut Kalesi’nde şarap yasaklanmıştır. Adaleti ise bir hayli keskindi. İddialara göre bir oğulunu cinayete karıştığı, diğerini de şarap içtiği için idam ettirmiştir. Dini kişiliğinin yanında aynı zamanda iyi bir şifacı, simyacı, astrolog ve büyücü olduğu da söylenir. Abbasi ve Büyük Selçuklu Devleti’nin dışında bölgeye gelen Haçlı ve Moğol ordularının üst düzey komutanlarına da pek çok suikast gerçekleştirmiştir. Fakat Hasan Sabbah en sonunda yaşlandı, yatağa düştü ve 23 Mayıs 1124 tarihinde hayata veda etti.

Hasan Sabbah’ın kurduğu bu düzenden çok etkilenen haçlı seferlerindeki şövalyelerde, kendi topraklarına döndüklerinde, tarihte önemli bir oluşum olan “Tapınak Şövalyeleri” tarikatını kurmuşlardır. Hasan Sabbah’ın kartal yuvası Alamut Kalesi ise 1256 yılında Moğol hükümdarı Hülagühan, bu kaleyi normal bir kuşatmayla alamayacağını anlamış ve kalenin altına tüneller açılarak, petrol ile doldurulmak sûretiyle o güne dek görülmemiş bir bomba sistemiyle kayalıklar patlatılarak kale yerle bir edilmiştir. Hasan Sabbah’ın tarihte yaptıkları Assassin’s Creed isimli yabancı kaynaklı bir bilgisayar oyununa ilham kaynağı olmuştur. Ayrıca dünyanın en çok satanlar listesindeki kitaplarda Haşhaşiler ve Hasan Sabbah hakkında yazılan pek çok eser bulunmaktadır.

 

Kara Delikler Nasıl Keşfedilir

0
Kara Delikler Nasıl Keşfedilir
Kara Delikler Nasıl Keşfedilir

Kara Delikler Nasıl Keşfedilir

Kara Delikler Nasıl Keşfedilir

Kara deliklerle ilgili bir şey duyduysanız, o da büyük olasılıkla kara deliklerin olay ufkundan hiçbir şeyin, ışığın bile kaçamayacağıdır. O zaman hiçbir şey kara delikten kaçamazsa, biz onları nasıl gözlemleyebiliriz ki? Kara deliklerin var olduklarını nasıl bilebiliriz?

Çevre Gök Cisimlerinin Hareketlerinin İncelenmesi

Şöyle, kara deliğe sıkışan şeyler yalnızca olay ufkunun içindeki maddelerdir. Kara delikler olay ufuklarının dışındaki maddeleri ise yerçekimi ile çekmeye çalışır ve bu şeylere bakarak yakınlarda bir kara delik olduğunu anlayabiliriz.
Örneğin çok sayıda yıldız çiftleri, birbirlerine uyguladıkları çekim etkisiyle birbirlerinin etrafında yani yörüngelerinde dönmektedir. Ancak bazı yıldızlar kendi eşlerinin yani diğer bir yıldızın etrafında değil, çok yüksek miktarda x-ışını yayan cisimlerin etrafında dönüyor. X ışını yayan bir cismin yörüngesinde olan yıldızların, kütlesel ve döndükleri yörüngenin özelliklerini inceleyerek, x ışını yayan cismin ne kadar büyük ve ağır olduğunu bulabiliriz.

Görünmeyen Gücün Varlığının Keşfi

Gözlemlenen çok sayıda yıldızın, yörüngesinde döndükleri eşi, yani yıldız olmayan ve x ışını yayan cisimler Güneş’in kütlesinin 5-10 katı büyüklüğündedir ve bir yıldız değildir, etraflarına ışık yaymazlar. Görünmezler fakat oradadırlar. Çünkü görünmeyen bu çok kütleli bir şeylerin etrafında başka yıldızlar dönmektedir. Biz, bu büyüklükte ve kütlede gözlemlenen, kara delikten başka bir cisim daha bilmiyoruz.

Uzaya Savrulan X Işınlarının Gözlemlenmesi

Bazen bir kara deliğin keşfi için yörüngesinde dönen bir yıldıza bile ihtiyaç duyulmaz. Bir cismin etrafında dönen ve bu cismin yörüngesine paralel ilerleyen başka cisimlerin, ani bir çekim kuvvetiyle bir anda hızlanıp, bu hızla yörüngeye girmeden aniden uzaya savrulmasıyla etrafa x ışınları yayılır. Bu yayılan x ışınları ve radyo dalgaları, yıldız olmayan bir nesnenin kütlesini belirlemek için kullanılabilir. Bu duruma; suda oluşan bir girdabın yanından geçen başka bir cisim, girdabın etrafında oluşan döngü sebebiyle henüz girdaba yakalanmadan hızlı bir şekilde suyun diğer kısımlarına savrulması örnek verilebilir. Bazı durumlarda bu cisimler Nötron Yıldızları olurlar, ancak bir nötron yıldızından çok daha ağır olan diğer cisimler ancak kara delik olabilir.

Samanyolu dahil çok sayıda galaksinin merkezinde x-ışınları, radyo dalgaları ve kızıl ötesi ışın yayan ancak görünür bir ışık yaymayan çok yüksek kütleli nesneler vardır. Bu cisimlerin muazzam derecede ağır olduğunu ise yakınlarındaki yıldızların ve sıcak toz bulutlarının yörüngelerindeki dönme şekillerinden biliyoruz. Bu yörüngeler, nesnelerin hem çok ağır hem de çok küçük olduklarını gösteriyor. Yıldızların ya da yıldız kümelerinin etrafına dağılmış farklı cisim kümeleri yoktur. Bu durumda, biraz önceki örnekte verdiğim gibi etrafına x ışınları ve farklı cisimler savuran tek şeyin süperkütleli kara delikler olduğu ortaya çıkıyor.

Kara Delik Çarpışma İzleri

Örneğin, Samanyolu’nun ortasında birçok yıldız, “Sagittarius A ” adlı bir x ışını, radyo dalgası ve kızılötesi ışınım yapan ve Güneş’in 4 milyon katı büyüklüğündeki bir cismin etrafında ve çok çok küçük bir yörüngede, çok hızlıca dönmekteler. Ayrıca çok fazla yoğun olan iki nesnenin birbirlerine uyguladıkları çekim yüzünden, spiral bir biçimde dönerek çarpışmaları sonucunda yayılan yerçekimi dalgaları bilim adamları tarafından doğrudan gözlemlendi. Bu dalgaların bir kısmı, nötron yıldızları olacak kadar hafif izlere sahiptir. Ancak diğer dalgalar sadece bir kara delik çiftinin çarpışarak tek ve daha büyük bir kara delik oluşturması sonucunda yayılan büyüklükte dalgalardır. Bu dalga izlerinin ayrıntıları, teorideki kara delik çarpışma hesaplamalarıyla birebir aynıdır.

Bu sayede, evrenin birçok farklı yerinde, çok yoğun kütleli cisimler ve etrafına uyguladıkları çekim etkileri, yakınlarındaki yıldızlara ve birçok toz bulutuna direkt olarak yerçekimi dalgaları ile gözlemlendi. Bu çok yoğun kütleli cisimlerin çoğu, yıldız olmak için çok karanlık; yıldız kümeleri olmak için çok sıkışık ve çok karanlık; nötron yıldızı olmak içinse çok ağırlardır. Bu cisimler fiziğin, kara deliklerin varlığını ve hareketini tahmin ettiği ve tanımladığı teorilerle hemen hemen aynı şekilde davranıyorlar. Bunun sonucunda, bu cisimlerin kara delik olmasından başka hiçbir sebep yok.

James Webb Uzay Teleskobu ve Kara Delikler

NASA‘nın Uzay Teleskobu Bilim Enstitüsü’ndeki James Webb Uzay Teleskobu projesiyle çok eski galaksilerdeki, en eski süper kara deliklerin, en uzaktaki emisyonları gözlemlenebilecek ve kara deliklerin, galaksinin evrimini ve gelişimini nasıl etkilediğini anlamamıza yardımcı olacak. James Webb Uzay Teleskobu ayrıca kara deliklerin, çektiği yıldızlar ve gaz ve toz bulutları yoluyla kara deliklerin yerlerini belirleyecek ve üretebilecekleri güçlü relativistik ışımalarla kara deliklerin enerji dinamiklerini anlamamıza yardımcı olacak. Bir gök bilimcinin sözleriyle: “kara deliklerin ve kara deliklerin birçok özelliğinin var olduğu ile ilgili yeterli kanıt var.” Başka bir deyişle, bir cismin verileri kara delik gibi görünüyorsa ve bir kara delik gibi davranıyorsa biz ona kara delik deriz.

 

Deep Web – İnternetin Karanlık Yüzü Nedir

0
Deep Web - İnternetin Karanlık Yüzü Nedir
Deep Web - İnternetin Karanlık Yüzü Nedir

Deep Web – İnternetin Karanlık Yüzü Nedir

Deep Web – İnternetin Karanlık Yüzü Nedir

Deep Web’in diğer bir adı da Dark Web olarak geçmektedir. Deep Web veya Dark Web nedir ? Deep Web’e nasıl girilir ? Deep Web’te neler yapılabilir ? tarzında sorular çok sık sorulmaktadır. Bu yazımda bu sorulara cevap bulmaya çalışacağız.

İnternet veya Derin İnternet

İnternet diye adlandırılan sanal dünyayı kabaca özetlemek gerekirse; sunucular ve bu sunuculardan alınan verilerin web sayfalarına aktarılmasından oluşur. Web sitelerinin ne olduğunu herkes biliyor. Fakat Deep Web kavramı çok fazla kişi tarafından bilinmemektedir. Nedir bu Deep Web ?
Türkçe anlamı “derin internet” olan Deep Web tek cümle ile açıklanırsa, internetin karanlık tarafı denilebilir. Deep web, popüler arama motorları Google, Yandex, Bing vs. tarafından içeriği listelenmeyen ve yine bilinen internet tarayıcıları Google Chrome, İnternet Explorer, Mozilla Firefox tarafından görüntülenmesi mümkün olmayan internet sitelerinin bulunduğu ortama verilen genel isim, bir anlamda internetin arka bahçesi diye adlandırılabilir.

Buzdağının Görünmeyen Kısmı

Surface Web, internetin günümüz dünyasında herkes tarafından kullanıldığı yüzeydeki kısmından çok çok daha fazla bir içeriğe sahip olduğu söylenmekte. Normal internetin %10 Deep Web’in ise %90’lık bir paya sahip olduğu düşünülmektedir. Buna buzdağının görünen ve görünmeyen kısımları örnek gösterilebilir.

Deep Web - İnternetin Karanlık Yüzü Nedir
Deep Web – İnternetin Karanlık Yüzü Nedir

İnternetin İstenilmeyen Çocukları

Normal web siteleri sunucularını bir şirketten kiralar ve site dosyalarını hizmet aldıkları şirketin sunucularında barındırır. Oluşturulmuş web siteleri ve içerikleri otomatik olarak arama motorları tarafından farkedilerek veri tabanlarına kaydedilir. Deep Web ise arama motorlarınca farkedilmez veya farkedilmek istenmez.
Genel olarak bunun temel sebepleri, arama motorunun kendisinin ve kullanıcıların güvenliğini düşünmesi ve bunları görmezden gelmesi, burada bulunan içeriklerin yüksek çoğunluğunun yasa dışı olması ve Deep Web’te yer alan sitelerin çoğunluğunun iz bırakmama amacıyla kişisel sunuculardan oluşmasıdır. Bu yönden bakıldığında Deep Web siteleri, tarayıcılar için istenmeyen kötü çocuğa benzetilir ve tabi aynı şekilde bu siteler de standart tarayıcılarda görünmek istemezler.

İnternetin Kenar Mahallesi

Deep Web veya Dark Web aslında zaten herkesin ulaşamaması için tasarlanmış ve ancak belirli kişiler ve belirli amaçlar için ulaşılabilir internet siteleri ve içeriklerinden oluşan sanal alandır. Deep Web’te, normal internet kullanıcısı için çok işe yarar sayılabilecek çok az oranda içerik bulunmaktadır. Deep Web için kimsenin erişemediği ancak çok önemli ve faydalı bilgilerin bulunduğu bir dünya düşüncesi tamamen abartıdan ibarettir.
Tüm web sitelerinin kişisel sunucularda bulunduğu bu dünyada herhangi bir denetim ve takip söz konusu dahi olmadığından dolayı akla dahi gelmeyecek uç nokta denilebilecek zararlı içeriklere sık rastlanır. Bu dijital ortam çoğunlukla hackerların, sıra dışı bilim adamlarının, uyuşturucu tüccarlarının, katillerin, ajanların, politik aktivistlerin, teröristlerin, polislerin, hırsızların, kaçakçıların, veri tüccarlarının, sapıkların ve bunun gibi birçok normal olmayan insanın barındığı bri yerdir ve böyle olması nedeniyle burada görebileceğiniz insanlık dışı vahşet içeren izletiler, organ ticareti, uyuşturucu ticareti, çocuk pornosu, kara para aklama işleri, kiralık katiller, bebeklerin alınıp satılabildiği ve insan ticareti yapılan siteler, çalıntı malların, silahların, bombaların satışı, patlayıcı madde imalatıyla ilgili malzeme ve belgeler, çalınmış kredi kartı bilgileri, sahte vize, pasaport ve ehliyet gibi belgelerin düzenlenmesi, hackerların paylaştığı belgeler ve daha akıllara gelebilecek her türlü yasa dışı faaliyetlerin yapıldığı ve yaptırıldığı bir ortamdır.

Deep Web – İnternetin Karanlık Yüzü Nedir

Kuralları Olmayan Dünyanın Görünmeyen Yüzü

Deep Web’in genel içeriğinin %99’u yasa dışıdır. Bu tür yasa dışı işlere ilgisi olmayan normal internet kullanıcıları, içerik olarak bu gibi zararlı şeylerden farklı çok büyük bir beklentisi olmamalıdır.
Deep Web’te çok az orandaki işe yarar sayılabilecek içeriğe ulaşmak içinde gerekli yönlendirme dizinlerinin bulunması çok zaman alabilmektedir. Bunun haricinde Deep Web içeriğinin oldukça büyük bir kısmının ingilizce olması sebebiyle, çok iyi derecede ingilizce bilmeyenlerin bu ortamda dolaşırken her an karşılaşmak istemeyebilecekleri içerik veya görüntülerle karşılaşması olasıdır. Giriş yapıldığı takdirde, giörünmriş yapan bilgisayara virüs bulaşması kaçınılmazdır. Ayrıca paylaşımda bulunulması durumunda hackerlar, paylaşım yapanların IP adresleri üzerinden kişinin bilgilerini elde edebilir. Ayrıca Deep Web’te bulunan çok sayıdaki terör örgütleriyle de karşılaşma ihtimali de cabası. Böyle yasa dışı bir ortamda alıcı/satıcı kılığındaki birçok polisin, FBI ajanlarının kurdukları tuzak siteler aracılığıyla meraklıları beklediğini söylemek yanlış olmaz.

Deep Web’deyseniz Heran Tehlike Altındasınız

Ayrıca Deep Web’e girmek için özel tarayıcıların kullanılması gerekmektedir. Tor ile bilinen yaygın dizinlere girilebilir. Kişi ve grupların sanal tüneller ile bağlantıların maskelenmesi ve IP numaraların sürekli değişmesi mantığıyla çalışan bir ağ olan Tor ve bu ağ ile bağlantı kurmayı sağlayan program olan Tor Browser ile Deep Web’in başlangıç seviyelerinde gezilebilir. Fakat bu şekilde erişim çok kısıtlı olacaktır. Bunun dışında Tor Browser sürekli IP değiştirdiğinden dolayı, sisteme girildiğinde, giren kişinin IP’si başka birisi tarafından, giren kişide başka birisinin IP’sini kullanıyor olacaktır. Bu durum, Deeb Web’e giren kişinin IP numarasının suça ulaşmasına olanak sağlayabilir. Yani Tor Browser’ın sisteminden dolayı bir kişi, IP’sinin üzerinden neler yapıldığını hiçbir zaman bilemez.

Deep Web – İnternetin Karanlık Yüzü Nedir

İnternetin Katmanları

Bugün dünyada kullanılan internet 10 farklı seviden oluşmaktadır. 1. seviye olan ve herkesin özel bir tarayıcı gerektirmeden kullanabildiği Surface Web, yani yüzeysel internetten sonra kademeler halinde Deep Web başlar. Bu kademeler içeriğin yasa dışılığı arttıkça değişir. Deep Web başlangıç seviyesi olarak adlandırılan 2. seviye, Bergie Web ile başlar. Ama asıl Deep Web 3. seviye sonrasıdır. Bu seviyeden sonrası proxy seviyesidir. Bunun da bir üst seviyesi olan 4. seviye Charter Web olarak adlandırılır. Buraya kadar bahsedilen kısma her internet kullanıcısı Tor Browser ile girebilir. Fakat bundan sonrasına erişim sağlamak için bir web tarayıcısına değil özel cihazlara ihtiyaç duyulan seviyeler bulunmaktadır. Farklı içerikler barındıran ve ancak farklı programlarla ulaşılabilecek olan 5., 6., 7. ve 8. seviyelerden sonraki seviye kapalı sistem olarak adlandırılan 9. seviyedir. Wikileaks belgeleri bu seviyeden çıkmıştır. Bu seviyeye giriş için özel işletim sistemine sahip cihazlara gerek vardır. Henüz ulaşılamamış olan 10. ve son seviye, adını dünyanın en derin noktası olan Mariana çukurundan almıştır. Bu düzey için birçok iddia vardır. Henüz ulaşılamamasının sebebi, günümüz bilgisayar teknolojisinin bunun için yetersiz olmasından kaynaklanmaktadır. Kuantum ile çalışan bilgisayarlarla marianas web olarak adlandırılan bu alana girilebileceği söylenir.

Deep Web’e Girmek Yasalmıdır

Deep Web’te ticareti yapılan çoğunlukla yasa dışı işlemlerin karşılığında ödemeler ise özel para birimi olan bitcoin ile yapılır. Deep Web’e girmek, Deep Web kullanmak, Deep Web sitelerini ziyaret etmek veya Tor Browser kullanmak temel olarak suç değildir. Fakat bu sitelerin çoğunda uluslararası yasalarca suç kabul edilmiş içerikleri görüntülemek, bilgisayara indirmek, bu gibi içerikleri belirtilen sitelere yazmak, yüklemek veya bazı sitelerden yasadışı hizmet veya ürün alıp satmak suç sayılır. Gerçek hayatta görmek istemediklerinizi görmek, bir arada olmak istemediklerinizle beraber bulunmak istemiyorsanız Deep Web’te de bulunmamalısınız. Ancak normal internet kullanıcısı, sırf merak ettiğinden dolayı Deep Web’e girmektedir. İnternetin derinliklerinde böyle bir dünya vardır. Bilmekten bir zarar gelmez. Fakat çokta fazla meraklı olup kurcalamamak gerek.

 

Ejderhalar Gerçekten Varmıydı

0
Ejderhalar Gerçekten Varmıydı
Ejderhalar Gerçekten Varmıydı

Ejderhalar Gerçekten Varmıydı

Ejderhalar Gerçekten Varmıydı

Dünya üzerinde yaşamış ve yaşayan toplumların kültürlerinde birbirine benzer özelliklerde yer alan ejderhalar, geçmişte yaşamış insanların korkularından ortaya çıkan bir efsane miydi, yoksa gerçekten var mıydı? Ejderhalar, ağzından ateş püskürtebilen devasa yaratıklar.

Çin Mitolojisinden Yeni Dünya’ya

Neredeyse bütün efsanelerde kanatlı, çok sert ve kalın pulları olan, kolay kolay öldürülemeyen bir canavar olarak anlatılmaktadır. Çok eski dönemlerde, insanoğluyla bu devasa yaratıkların aynı dünyayı paylaşması acaba mümkün müydü ? Günümüzde sinema teknolojileri sayesinde görmeye alıştığımız bu heybetli yaratıkların ilk olarak ne zaman ve nerede anlatıldığı bilinmese de insanoğlunun varlığından beri sanki gerçekten yaşamış bir canlı olarak hikayelerde, efsanelerde ve masallarda adı geçmektedir. Ejderha ile özleşleşmiş bir ülke olan Çin’de, milattan önce 12. yüzyılda, Çin mitolojisinin anlatıldığı kaynaklarda ejderhalar yer almaktadır.

Ejderhalar Gerçekten Varmıydı

Çinliler İçin Uysal ve Kutsal Bir Efsane

Diğer bölgelere nazaran Çin efsanelerinde ejderhalar iyi ve bilge yaratıklar olarak geçerler. Uçamayan ama denizlerde yaşayabilen, uzun ömürlü, konuşabilen ve insanlara zarar vermeyen kutsal bir canlıdır. Efsanelere göre Çin’de geçmiş dönemlerde yaşayan ejderhaların bir kısmı krallara dönüşürken, bir kısmı ise Tanrı katına geçerek göklerde kaybolmuşlardır. Bu yüzden geçmiş yıllardaki tüm Çin hükümdarları tahta geçtiğinde halkı etkisi altına alabilmek için ejder soyundan geldiğini ve ejder kanı taşıdığını iddia ederlerdi. Bu olaylardan sonra yüz yıllardır her baharın gelişinde Çin sokaklarında Ejderha Festivali düzenlenmektedir.

Türk Toplumlarında Ejderha

Eski Türk toplumlarında da ejderhaların var olduğu inanışı yer almaktadır. Fakat Türkler, ejderha kelimesi yerine evren kelimesi kullanılırdı. Yusuf Has Hacib‘in yazdığı “Kutadgu Bilig” adlı eserinde “Evren” İsimli ejderhanın tasvirleri bulunmaktadır. Ayrıca Türk mitolojisinde “yelbeğen” isminde yedi kafalı yılan ejderha arası bir yaratığa da rastlamaktayız. Hatta Altay Türkleri ay tutulmasını, Yelbeğen’in ayı yemesi ile açıklıyorlardı. Büyük Hun İmparatorluğunun bayrağında ise ejderha motifi yer almaktadır. 12 Hayvanlı Türk Takviminde de 12 hayvandan biri ejderhadır.
Türk efsanelerine göre ejderhalar ormanlarda ve nehir kenarlarında yaşıyorlardı. Köyleri basıp insanları ve hayvanları yiyen istediği zaman nehirleri kurutan bu yaratık, Türk efsanelerinde ve Türk Mitolojisinde kötü bir varlık olarak kabul görmüştür. Göktengri inancının var olduğu yıllardaki efsanelerde ejderhalar Türk kahramanları tarafından öldürülürken İslâmiyet sonrasında anlatılan hikayelerde genellikle ejderhalar Allah tarafından taşa dönüştürülmüştür. Ülkemizde ejderhaya benzeyen kaya yapıları ve bu yapıların eskiden ejderha olduğu gibi hikayeler bulunmaktadır. Antik Yunan toplumunda ise Dragon kelimesi bütün büyük yılanlar için kullanılan bir kelimeydi. Daha sonraları yalnızca ejderhalar için kullanılan bir kelimeye dönüşmüştür.

Ejderhalar Gerçekten Varmıydı
Ejderhalar Gerçekten Varmıydı

Antik Yunan Efsanelerinde ve Avrupa’da Ejderha

Antik Yunan kahramanları, efsanelere göre çoğu görevde ejderhalarla karşılaşmışlar ve tüm ejderhaları öldürerek bu kötü canavarların soyunu kurutmuşlardır. Avrupa topraklarındaysa özellikle Orta Çağ döneminde ejderha inancı oldukça fazlaydı. Almanya, Fransa ve İsviçre bölgesinde ejderha gördüğünü iddiaa eden çok sayıda insan ve hikaye mevcuttur. Avrupa hikayelerinde ejderhalar insanlara her kötülüğü yapan yaratıklardı. Efsanelere göre bu yaratıklar mağaralarda yaşayıp, hazineleri koruyorlardı. Avrupa hikayelerinde kahramanlar insanlara yaptıklar kötülüklerden dolayı ejderhalarla savaşırlardı. Hikayelerin sonunda ise insanlar bir olup bütün ejderhaları öldürmüştür.
Orta Çağ’da ejderha söylentilerinin en ünlüsü Rodos Ejderhası’ydı. Hikayeye göre ejderha, Dikadon Degazon isimli bir Rodos Şövalyesi tarafından öldürülmüştür.

Ejderhalar Gerçekten Varmıydı ?

Görüldüğü üzere ejderhalar dünyanın farklı bölgelerinde yaşayan toplumların hikayelerine konuk olmakta ve sonunda hep yok olmaktadırlar. Fakat tüm bu hikayelerden öte bilim insanlarının elinde çıkarılan bir fosil veya ejderhaların gerçekten yaşadığına dair bir kanıt bulunmamaktadır. Birçok insana göre insanların hafızasında bu kadar yer alan bir varlığın geçmişte kesinlikle yaşamış olması gerektiği düşüncesi hakimdir. Bazı uçuk bilim insanlarının iddialarına göre ejderhalar boyutlar arası yolculuk yapabilen kutsal yaratıklardı ve insanoğlunun dünya üzerinde egemen olmasından sonra dünyayı insanlara bırakarakfarklı bir boyuta geçmişlerdi. Bu yüzden ejderhaların fosillerinin bulunamadığını fakat gerçekten bir dönem dünya üzerinde yaşadıklarını iddia etmektedirler. Günümüzden milyonlarca yıl önce yaşamış dinozorların bile fosilleri bulunup bilimsel veriler elde edilebiliyorken, her kültürde bu kadar bilinen ejderhalar hakkında bilimsel bir kanıt ortaya konulamıyor. Bu yüzden ejderhalar günümüzdeki anlatılarda efsaneden öteye geçemiyorlar. Belki de ejderhalar gerçekte hiç var olmadılar. Belki de tamamen insanların hayal ürünü canlılardı. Yine de tamamen hayal ürünü olan bir canlının, doğudan batıya, hemen hemen bütün kültürlerde yer alması ve hakkında anlatılan sayısız efsanelerin bulunması bir hayli ilginç. İnsan ister istemez düşünüyor. Acaba gerçekten yaşadılar mı ?

 

Facebook Şirketinden Olay Yaratacak Skandal

0
Facebook Şirketinden Olay Yaratacak Skandal
Facebook Şirketinden Olay Yaratacak Skandal

Facebook Şirketinden Olay Yaratacak Skandal

Facebook Şirketinden Olay Yaratacak Skandal

50 milyon Facebook kullanıcısının hesap bilgilerinin izinsiz şekilde Cambridge Analytica adlı data analiz şirketi tarafından kullanıldığının ortaya çıkmasıyla başlayan tartışma sürüyor. Skandal, Cambridge Analytica şirketinin eski çalışanı Christopher Wylie’nin Facebook hesabından yaptığı güncel paylaşımlarla, Facebook’un “veri güvenliği kurallarını” nasıl ihlal ettiğini duyurmasıyla ortaya çıktı. 28 yaşındaki Wylie’nin Facebook hesabı, Twitter’dan yazdığına göre “gizli bilgileri yayınladığı” gerekçesiyle askıya alındı.
Britanya hükümeti skandalın son derece kaygı verici olduğunu duyururken, iki Amerikalı Senatör Facebook’un patronu Mark Zuckerberg’den Kongre komisyonunda hesap sorulmasını, Avrupa Birliği Komisyonu ise aydınlatıcı bilgi verilmesini talep etti. Facebook hisseleri tepetaklak oldu.

50 Milyon Hesap İzinsiz Kullanıldı İddiası

Wylie eski işvereninin uygulamalarını New York Times ve Guardian gazetelerine anlattı. Wylie’ye göre Cambridge Analytica onaylarını almadan, kişisel verilerini gizlemeyen 50 milyon kullanıcının hesaplarını değerlendirmeden geçirmiş.

Olay, Cambridge Üniversitesi öğretim üyesi Profesör Aleksandr Kogan’ın hazırladığı Facebook anketiyle başlamış. Kişisel soruların yer aldığı ankete 270 bin kişi katılmış. İlk sorudan önce anket sahibinin kendilerinin ve arkadaşlarının özel verilerini kullanmasına izin verilmesi istenmiş. Böylece Kogan muazzam bir kayıt stokuna el atma hakkını elde etmiş ve kayıtlar 2015 yılında Cambridge Analytica’ya iletilmiş.

Cambridge Analytica Nedir

Cambridge Analytica, Facebook gibi platformların kullanıcı bilgilerini değerlendirerek psikolojik profillerini çıkaran bir şirket. Şirket bir yıl önce de manşetlere konu olmuş ve ABD Başkanı Donald Trump ekibinin Facebook’ta Trump reklamı yapması için şirketle anlaştığı öğrenilmişti.
Bundan sonrası kullanıcı verilerine ulaşmaya kalmıştı. Bu sayede Cambridge Üniversitesi’ne bağlı Psymetrics Center ile ve dolayısıyla da AleksandEr Kogan ile temas kurulmuş ve Cambridge Analytica 1 milyon dolar karşılığında 270 bin kullanıcının kişisel verileriyle 32 “kişilik tipi” elde etmişti.

Facebook Şirketinden Açıklama

Facebook ağır suçlamalarla yüz yüze. Şirketin veri kaçağına kurban gittiği ileri sürülmüştü. Facebook ise İnternet hesabından böyle bir şeyin söz konusu olmadığını duyurmuş ve kullanıcıların ve onların takipçilerinin verilerinin Kogan tarafından değerlendirilmesine ankete katılanların onay vermesi gerektiğini hatırlatmıştı.

Ancak Wylie New York Times’a kişisel verilerin başkalarına aktarıldığından Facebook’un haberi olduğunu da anlattı. Facebook anketin kaldırıldığını ve Cambridge Analytica ile Kogan’ın kullanıcı verilerini imha etmeyi kabul ettiklerini açıkladı.

Facebook’a Ceza Kapıda

Tüketiciyi koruma kuruluşunun eski mensuplarından David Vladeck Washington Post gazetesine yaptığı açıklamada kişisel verileri korumayı taahhüt eden Facebook’un milyarlarca dolarlık para cezasına çarptırılabileceğini söyledi. ABD’de kişisel bilgilerin gizliliğinin her bir ihlaline 40 bin dolar ceza uygulanabiliyor.
Britanya Kişisel Verileri Koruma Temsilcisi Elizabeth Denham bir televizyona verdiği demeçte Cambridge Analytica’da arama yapma izni alabilmek için mahkemeye başvuracaklarını duyurdu. Avrupa Parlamentosu Başkanı Antonio Tajani konuyu takipsiz bırakmayacaklarını ve özel verilerin kötüye kullanılıp kullanılmadığını araştıracaklarını söyledi. Tajani aynı zamanda Facebook’a, elindeki verilerin sorumluluğuna sahip çıkması için çağrıda bulundu. Avrupa Birliği Komisyonu’nun Adaletten Sorumlu Üyesi Vera Jourova Facebook ve Washington yönetimi ile skandalla ilgili görüşmeler yapacak. Jourova “vatandaşların kişisel verilerini korumak için ellerinden geleni yapacaklarını” söyledi.

Facebook Verileri Nasıl Korunabilir ?

Facebook veri koruma standartlarında düzeltme yaptı ve kullanıcı arkadaşlarının hesaplarına ulaşmayı zorlaştıran kurallar koydu. Ancak uzmanlar yine de dikkatli olunmasını tavsiye ediyorlar. Sosyal medyada pazarlama ve reklam araştırmaları yapan Facebook uzmanı Simon Mader “Dürüst ve güvenilir bir şirketin arkadaş verilerini elden ele aktarma opsiyonu zaten olamaz” diyor.

Mader, Facebook‘ta güvenirlik sağlaması yapılırken hangi soruların sorulduğuna dikkat etmek gerektiğini belirtiyor ve “Anket ya da program bir dereceye kadar insani ise arkadaş listesi ya da fotoğraf gibi bazı kategoriler anket dışı bırakılabilir. Ancak Facebook’ta buna izin vermeyen programlar da kullanılıyor” diyor. Mader’in tavsiyesi “gözün tutmadığı programları kullanmamak”. Bu yöntemi bizzat uyguladığını söyleyen Adbaker Ajansı’nın kurucularından Simon Mader ‘her online oyuna katılabilmek için bütün kimliğini gözler önüne sermek zorunda olmadığını’ sözlerine ekliyor.

602BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
13TakipçilerTakip Et
428TakipçilerTakip Et
4AboneAbone Ol

Yaşam