129 Dokuma İşçisi Kadın

129 Dokuma İşçisi Kadın

Kadınların mücadele ateşini, Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) 40 bin kadın dokuma işçisi, 8 Mart 1857’de yaktı. Bir tekstil fabrikasında başlattıkları grevde çıkan yangında 129 kadın can verdi. Bu feci olayın tarihi 8 Mart 1857’ydi.
40 bin kadın işçi, ABD’nin New York kentinde, bir dokuma fabrikasında greve başladı. Sadece “daha iyi çalışma koşulları” istiyorlardı.
Polisin fabrikaya kilitlediği kadın işçilerden 129’u, içeride çıkan yangında can verdi. O ölümler, dünya kadınlarının seslerini duyurabilmesi için yakılan ateşin ilk kıvılcımı oldu.

Yıllar Sonra Alınan Karar

8 Mart günü hemen olayın ertesinde Kadınlar Günü olarak kutlanmadı.
İlk teklif 53 yıl sonra geldi. 26-27 ağustos 1910’da Danimarka’da toplanan İkinci Uluslararası Sosyalist Kadınlar konferansında.
O kadınların anısına 8 Mart’ın Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanması ancak 54 yıl sonra olabildi.

İlk Anma Töreni

Alman Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin, ölen ABD’li kadın işçilerin anısına 8 Mart’ın “Dünya Kadınlar Günü” olarak anılmasını önerdi.
Öneri oy birliği ile kabul edildi. İlk anma 1911 yılında oldu. 10 yıl sonra, 1921’de Üçüncü Uluslararası Kadınlar Konferansı’nda günün adı “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” olarak değiştirildi.
Bazı ülkeler, Birinci ve İkinci Dünya Savaşı yıllarında, Kadınlar Günü kutlamalarına ve anmalarına yasaklar, kısıtlamalar getirdi. Kadınlar 1960’lı yılların sonunda 8 Mart’ı yeniden anmaya başlayabildiler.
Son olarak Birlemiş Milletler Genel Kurulu, 16 Aralık 1977’de, 8 Mart tarihinin “Dünya Kadınlar Günü” olarak anılmasını kabul etti.
Ancak orada, BM tarafından yazılan günün tarihçesinde, ölen işçilerin anısına atıf yapılmadı.

Türkiye’de 8 Mart

8 Mart Türkiye’de ilk kez 1921’de kutlandı. 1975 yılından sonra kitlesel kutlamalar başladı. 12 Eylül Darbesi ile ara verilen kutlamalar 1984’ten bu yana devam ediyor. Kutlamalar devam ediyor etmesine ama nekadar fayda sağlıyor Türkiye’deki kadın hayatına. Nedir Türkiye’de kadın olmak.

Türkiye’de Kadın Olmak

Türkiye de kadın olmak, sokakta taciz, evde şiddet görmek demektir. Kızımsın, seni dövmek boynumun borcudur deyip döverler, karımsın, döverim de severim de derler. Sokakta bakışlara, ağıza alınmıyacak kelimeler duymaktır.
Güzelseniz namussuzsunuz, çirkinseniz işe yaramazsınız görüşü hakim olduğundan saçı uzun aklı kısa tabirleriyle anılmaktır. Fikrini savunamamak, düşünememek, konuşamamak, gülememek, içinden geldiği gibi davranamamak, hakkını arayamamaktır.
Türkiyede kadın olmak genç kızlığa adım attığında, bundan bahsetmenin yakışıksızlığı fısıldanırken kulağına , ailedeki erkek çocukların erkekliğe adım atışlarının düğünlerle kutlanmasını şaşkınlıkla izlemektir.
Kadın olmak bedeninden, cinselliğinden , kadınlığından utandırılarak eğitilmek,her zaman cinsel obje olarak görülmektir. Kadın demek yinede bütün bu haksızlığa rağmen başı dik durmak, Halide Edip, Sabiha Gökçen , Nene Hatun , Türkan Saylan olabilmektir.
Ve erkek egemenliğini savunan erkekler unutmamalılar ki onları doğuranlarda hor gördükleri kadınlardır.

“8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ BÜTÜN DÜNYA KADINLARINA KUTLU OLSUN”